Oyuncak Tamirhanesi

oyuncak tamirhanesi

Bu kitap, yazarı olan Metin Karabaşoğlu ile tanışmam adına güzel bir aracı oldu. Sizde nasıl işler bu durumlar bilmiyorum ama ben okuduğum kitabın yazarını merak eder; gerçekten yazdıklarıyla tutarlı bir hayatı ve kişiliği var mı diye bakarım. Hatta bu kadar güzel düşüncelerin sahibi nasıl bir hayata ve disipline sahip diye araştırır; bulduğum videoları izler, hakkında yazılmış sayfalara, sözlüklere bakarım. Çoğu zaman iyi ki tanımışım listeme ekler ve devam ederim. Bu da o yazarlardan biriydi. Naif ve ince düşünceleri toplumun psikolojik sorunları ve aslında toplumun sorun olarak algılamadığı fakat derininde yazarın deyimiyle ruh iklimlerinde çalkantılara sebebiyet veren “sözde sorun olmayan” konular hakkındaydı. Bu kitaba sıfır beklentiyle başladım. Ama çok fazla şey kattım fikirlerime. Aynı ruhtaydık yazarla, yumuşak kalbi ve kuvvetli fikirleriyle beni ve düşüncelerimi tatmin etti. Yazıları deneme keyfinde her biri üç dört sayfayı geçmeyen minik fikir kapsülleriydi. Bunlardan birkaçını içeriği merak edenler için aşağıya bırakacağım.

Yenisini Alırız

“Yenisini alırız” telkiniyle büyütülmüş ve her şeyin bir muadilinin bir aynısının, bir yenisinin mevcut olduğuna inandırılmış çocukların büyüdüklerinde yapıp ettiklerini de görüyorum zira.

Dün bozulan oyuncağın tamirine değil yenisine yönlendirilmiş çocuklar, bugün bozulan dostlukların tamirine değil, yenisine yöneliyorlar çünkü.

Ne dersiniz; çocukların oyuncaklarının tamiri mümkün olabilse, en azından büyüklerin oyuncaklarını ‘tamir’ için çaba sarf ettiklerini görebilseler, dostluklar, arkadaşlıklar, kardeşlikler, evlilikler, ortaklıklar bu kadar kolay yıkılmayacak belki. Çocukların oyuncağını tamire çalışırken tamir ettiğimiz, aslında kendi iç dünyamız, kendi insanlığımızdır sözün kısası. ‘Oyuncak Tamirhanesi’ işte bu yüzden önemli, bu yüzden çok değerlidir…

Doğaya Dost Ama

Yoluna engel olan adamı gözünü kırpmadan öldürten ama köpeğinin ölümü üzerine gözyaşı döken Mafya liderine ‘şefkatli adam’ diyemiyoruz biz.

Aynen bunun gibi, uzak diyarda, görmediği nice masum insanın ölümüne ‘reelpolitik’ adına kılıf bulup, yanı başında bir yavru ayıyı kurtarmak için çabalayan da bizim gönlümüzü kazanamıyor, nezdimizde ‘insancıl’ payesi edinemiyor.

Yazar burada İslam’ı yansıtan şeylere muhalif olmasıyla tanınan yerli ressamın çıplak kadınları boyayıp canlı resim gibi kullanıp yeni bir akım ‘yaratmasıyla’ ilgili olarak:

İslam Sanatının Söylediği

Her bir karesinde mütemadiyen yenilenen eşsiz bir sanatın sergilendiği şu muhteşem kainat söz konusu olduğunda ‘kendiliğinden’, ‘şans eseri’, ‘tesadüfi evrimleşmeler’ yoluyla vukua gelen ‘oluşum’lardan söz edenlerin, iş kendilerinin yaptıkları anlam ve hüsn-ü mücerred fukarası ‘yapıt’lara gelince ‘yaratma’ kelimesini dillerinden düşürmemesi, mazur görülür türden bir çelişki değildir elbette.

Başka Türlü Okumalar

Vitrinler, yüzler, sıcak çikolatalar, patlamış mısırlar, filancanın üstündeki kıyafet, feşmekanın saç kesimindeki acayiplik, falanca filmin başlama saati, X mağazasındaki ucuzluk…derken, meydanlarda insan kendi gerçeğini unutur. Ne faniliği aklına gelir; ne bir mikroba bile söz geçiremeyecek kadar aciz olduğu halde sonsuz istekler ve sonsuzluk arzusuyla donatılmış olduğu paradoksu.

…Ama meydanlar dilsiz; çağın insanı ise ketum ve renksizdir. Renk vermemek için yüzüne türlü türlü boyalar sürer; içinde olanı içinde gizler. Doğalmış gibi gözüken nice pozu, aslında ayna karşısında saatlerce çalıştıktan sonra verdiğini söylemez.

Kitabın adına gelecek olursak yazar ön sözünde çocuklarına: ”Yenisini değil bunu istiyorum diyen mahzun sesiniz olmasa idi mesela, Oyuncak Tamirhanesi’nin önemini ve mesajını ben nasıl düşünebilirdim?” inceliğiyle başlıyor. Bu kitapta herkese bir pay var gibime geliyor. İnsan ilişkilerinin yüzeyselleştiği, yaşamın sığlaştığı bu çağı samimiyetsiz bulan herkese bir yudum nefes olabilmesi temennisiyle.

“Oyuncak Tamirhanesi” üzerine 1 yorum.

  1. Böyle güzel ve içten yazılar okumayalı uzun zaman olmuştu.
    Şimdilerde 1 sayfasını bile zar zor okuduğumuz türkçemizde samimi dil arayışı devam edecek.

Bir cevap yazın